Huzur İçinde Yat Dr Socrates

Bloğu taşırken eski yazıları da elden geçirmek keyifli bir işmiş.

Tamam yeniden ciddi zaman ve emek harcamanız gerekiyor belki ama dediğim gibi bir o kadar da keyifli. Küçük nostaljiler yaşıyorsunuz. Sözgelimi aşağıdaki satırlar bana, eskiden yıllar çok uzun yıllar önce, şimdiki kadar kötü ve kirli değilken futbolu ne kadar sevdiğimi anımsattı. İşte o yıllardan hatırladığım büyük Brezilyalı yıldız Socrates’in öldüğünü öğrendiğim gün yazdığım yazı.

Aralık 2011’de yazmışım.

Bugün 40’lı yaşlarını aşmış ve futbolla biraz olsun ilgilenen herkes için şüphesiz 1982 Dünya Kupasındaki Brezilya Takımı çok özeldir. Bir kere bu takım tartışmasız gelmiş geçmiş en güzel futbol oynayan takımlardan biridir. Kimler yoktur ki Brezilya’nın o kadrosunda; Falcao, Serginho, Luizinho, Junior, Zico, Eder ve tabii ki Socrates.

Fakat oynadığı enfes futbola ve kadrosundaki onca yıldıza rağmen maalesef bu takım dünya kupasını alamamıştır. Ve tüm futbolseverler için Brezilya’nın 1982 Dünya Kupasından elendiği o an fazlasıyla buruk bir andır.

Bu arada 1982 Dünya Kupası deyince hemen herkes Brezilya’yı anımsar ama kimin Şampiyon olduğunu pek de hatırlamaz değil mi? Baktım Paolo Rossi’li İtalya’ymış.

1982 Dünya Kupası Brezilya Kadrosu.

Dün öğleden sonra haberlere 1982’deki o özel takımın en önemli oyuncularından birinin tedavi görmekte olduğu hastanede 57 yaşında yaşama veda ettiği haberi düştü. Dr Socrates vefat etmişti. 1982’de Brezilya için hissettiğim o burukluğu bu kez o “özel” takımın kaptanı Tıp Doktoru, entelektüel,  aktivist, yazar, köşe yazarı ve futbol tarihinin en iyi orta saha oyuncularından Socrates için hissettim.

Bandana ile toplanmış uzun saçları ve sakalları, futbol için fazlasıyla uzun 194 cm’lik boyuyla, 1982’de İspanya’daki Dünya Kupasında eski SSCB’nin efsane kalecisi Dassaev’i çaresiz bıraktığı gol sonrası sevinci belirdi gözlerimin önünde.

Socrates

19 Şubat 1954’de Amazon’un giriş kapısı Belem de Paro şehrinde doğan Socrates (Socrates Brasileiro Sampaio de Souza Vieira de Oliveira) kesinlikle sıra dışı bir futbolcuydu.

Socrates profesyonel olarak futbol oynamaya 1974 yılında Ribeirão Preto şehrinde Botafogo takımında başladı. Brezilya’nın en kalabalık şehri Sao Paulo’nun kuzeydoğusunda yer alan Ribeirão Preto, Socrates’in futbolu bırakmasının ardından yaşamını sürdürdüğü şehir de aynı zamanda.

Socrates profesyonel futbol kariyerine devam ederken bir yandan da Tıp Fakültesine devam eden ve diploma alan büyük olasılıkla tüm dünyada bu seviyedeki tek oyuncuydu. İlk takımı Botafogo’da oynarken Brezilya’nın en iyi 3 Tıp Okulundan biri olarak gösterilen Faculdade de Medicina de Ribeirão Preto’dan mezun oldu.

Tıp Fakültesinde okuduğu yıllarda dersleri nedeniyle diğer arkadaşları kadar çok idman yapamıyordu ama yine de takımın en önemli oyuncularından biri olmuştu. 1978 yılında kariyerinin en önemli yıllarını geçirdiği Sao Paulo Corinthians takımına transfer oldu. Bu takımda 6 yıl oynayan Socrates yer aldığı 297 maçta 172 gol attı. Ardından İtalya’da Fiorentina ve yine Brezilya’da Flamengo ve Santos takımlarında forma giydikten sonra 1989 yılında 35 yaşındayken futbola veda etti.

Corinthians takımında oynadığı yıllar Brezilya’yı 1964-1985 yılları arasında yöneten dikta rejiminin son yıllarıydı. Çocukluk kahramanları sorulduğunda; “Che Guevera, Fidel Castro ve John Lennon” yanıtını veren Socrates için doğal olarak dikta rejimine karşı çıkmamak mümkün değildi.

Bu ortamda takım arkadaşı savunma oyuncusu Wladimir ile birlikte Corinthians Demokrasi Hareketi’ni başlattılar. Takım oyuncuları, teknik ekip ve yöneticiler takıma ilişkin tüm kararları oylama yaparak birlikte alıyorlardı. Bu yenilikçi ve ideolojik hareket mevcut dikta rejimine karşı küçük ama ses getiren bir direnişe de dönüştü. Maçlara sırtlarında “Democracia” yazılı formalarla çıktılar.

1982 yılında ise sırtlarında, taraftarların Brezilya’da 1964’den sonra ilk kez yapılacak olan çok partili seçimlerde oy kullanmalarını teşvik etmek için “15’inde oy verin” yazıyordu.

2010 yılında BBC’ye şöyle demişti; “Popüler futbol oyuncusu olarak insanlar bana bir güç verdiler. İnsanların konuşacak güçleri yoksa eğer ben onlar adına konuşabilirim. Ben diğer tarafta, yani o insanların tarafında olmazsam eğer benim görüşlerimi dinleyecek hiç kimse olmaz” 

Futbol kariyerinin ardından 1989’dan itibaren Ribeirão Preto’da hekimlik yapmaya başladı. Gazete ver dergilerde futbol, politika ve ekonomi hakkında makaleler yazıyordu. Tamamlayamadığı, Brezilya’da yapılacak olan 2014 Dünya Kupasında geçen bir romanı vardı.

Socrates kesinlikle sıra dışı bir futbolcuydu. Kariyeri boyunca günde 2 paket sigara içti. Aşırı miktarlarda alkol alırdı. Erken yaşta ölümüne neden olan da aşırı alkol tüketimine bağlı karaciğer rahatsızlığıydı zaten.

Socrates 6 çocuğundan birine Fidel ismini koymuştu. Fidel Castro’ya olan hayranlığından ötürü. Bu konuyla ilgili bir keresinde şöyle demişti:

“Oğullarımdan birine Fidel adını koyduğumda annem “Bir çocuk için biraz fazla ağır bir isim değil mi?” diye sormuştu. Ben de dedim ki; “Anne lütfen önce sen bana yaptığına bir bakar mısın? Bana Socrates adını sen verdin”

Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi orta saha oyuncularından biriydi tartışmasız, maalesef Dünya Kupasını hiç ellerine alamadı, ama her zaman çok sevilen bir futbolcu oldu.

Ülkemdeki kirlenmiş futbol dünyası içinde de keşke böyle “güzel” adamlar olsa dediğim biriydi Dr Socrates…

Huzur içinde yatsın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir