Bir Doğu Ekspresi Yazısı…

Sizce de Doğu Ekspresinde geçirdiğimiz saatleri “birazcık” abartıp güzelim Kars’a haksızlık etmiyor muyuz?

Hatta belki de cidden abartıp; Sivas’a, Erzincan’a, klasik Cağ kebabı organizasyonunu saymazsak Erzurum’a da haksızlık ediyoruz. Hele Sarıkamış’a…

Ankara Garı

Kızımla birlikte 27 Ocak akşamı saat 18.00’de Ankara Garından hareket eden Doğu Ekspresinin bence oldukça konforlu yataklı kompartımanında başlayan Kars seyahatimizden aklımda kalanları paylaşmak istiyorum müsaadenizle.

Önce, tabii ki Doğu Ekspresi…

Ve en sık karşılaştığım soru; “Nasıl bilet buldum?”

Açıkçası uğraşmadım. Bu konudaki şehir efsaneleri ve/veya gerçeklerden haberdardım zaten. Nar Gezi’den tur satın aldım. Sömestr tatilinde çıkacağımız seyahatin biletlerini aylar öncesinden, eylül ayında satın alırken, bizimki Nar Gezi’ye ayrılmış vagondaki son kompartımanlardan biriydi.

Doğu Ekspresi ile ilgili bazı gözlemler:

Yataklı vagon, itiraf ediyorum, beklediğimden çok daha temiz ve konforluydu. Kondüktörler kibar ve her konuda yardımcı oluyorlar.

Doğu Ekspresi yataklı vagon

Yolculuk normal koşullar altında 24 saat kadar sürse de ekspresin rötar yapmadığı sefer pek yok gibi. Mesela bizimki pazar akşamı 18.00’de kalkıp ertesi gün 20.45 gibi ancak Kars’a vardı.

Eğer “Uçurtma Mevsimi” kitabında “Uzun yolculuklar, hele tren yolculuğu insanlara o güne kadar düşünmedikleri şeyleri düşündürür, uzaklara, tren penceresinin sonsuzluğa kavuştuğu çizginin dışına götürür…”diyen Kaan Murat Yanık gibi düşünüyorsanız harika bir fırsat olabilir.

Kemah civarı, Erzincan

Fakat diğer yandan pencerenin sonsuzluğa kavuştuğu çizgi kısmı biraz sıkıntılı. Çünkü gün ışığı altında dışarısını izleyebildiğiniz süre toplam yolculuğunuzun ancak üçte biri kadar. Bizim seferde gün Sivas-Divriği civarında aydınlanıp, Sarıkamış’a girmeden önce de battı mesela.

O güne kadar düşünmediklerinizi düşünme kısmı ise gerçek. Çünkü yol boyunca geçtiğiniz kasabaları, köyleri gördükçe “belki de bu ülke henüz sandığımız kadar, bize söylendiği kadar gelişmiş değildir” demeden yapamıyorsunuz.

Diğer taraftan;

“nedir tren düdüklerinin çığlık çığlığa sorduğu

bir şehri terk ederken susmak bu kadar güç müdür

kadere dönüştüren nedir sıradan bir yolculuğu…”

dizelerindeki gibi kişisel yolculuklar tamamen opsiyonel ve tabii ki biliyorum Atilla İlhan’ın bu dizeleri Kurtalan Ekspresi’ne Gazel’inden, sözünü ettiği Doğu Ekspresi değil…

Benim gibi fotoğraf merakınız varsa eğer, makinenizi çıkarmayın bile. Pencereler açılmıyor. Ne çekecekseniz cep telefonunuzla çekmelisiniz. “O paylaşılan harika tren fotoğrafları nasıl çekiliyor peki?” diye sorarsanız eğer, bilmiyorum. Bazı pencelerin birkaç cm kadar açılan ufacık aralığından selfi çocuğuna taktığınız telefonunuzu dışarı uzatıp fotoğraf çekme riskini göze almak size kalmış tabii ki. Ama bunu yapmadan önce o günkü döviz kurlarına bakmanızı öneririm.

Kompartımanları süslemek, camlarını ışıklandırmak falan çok güzel. Özellikle yolculuğun başında, gece karanlığında harika görüntüler çıkıyor ortaya. Fakat fotoğraf öncesi hazırlık 30 dakika, çekim ve paylaşım kısmı da bir otuz dakika daha deseniz, geriye kalan yaklaşık 25 saatlik yolculuk hala sizi bekliyor.

Belki de TCDD her seferinde Instagram’da en çok beğeni alan süslenmiş kompartıman fotoğrafı paylaşan yolcusuna dönüş biletini hediye etmeli.

Kompartımanlarda aklınıza gelebilecek, gelmeyecek yanınızda getirdiğiniz her şeyi yiyebilir, içebilir, alkol alabilir, kafa dengi arkadaşlarla birlikteyseniz cidden eğlenebilirsiniz. Şarkılar söyleyebilir, koridorlarda çekilmemiş Instagram karelerinin peşinde grup halinde şekilden şekle girebilirsiniz. Böyle grupları izlemek eğlenceli bile oluyor.

Hatta eğer hayatının tek bir gününde bile kahvaltıda sahanda sucuklu yumurta yiyememe gibi “oldukça ciddi” bir rahatsızlığınız varsa, yanınızda taşıdığınız portatif kamp ocağını kullanarak (neden taşıyorsanız?) kompartımanınızda, tüm vagonu sucuk kokutma pahasına kahvaltı keyfi yapabilirsiniz ve kimsecikler de bir şey demez. Fakat bunu koklamak pek eğlenceli olmuyor.

Bu arada trende bir restoran vagonu var, fiyatları da oldukça makul. Alkol yok, çalışanlar sayıca az olduklarından servis yavaş ama zaten bir yere gitmek gibi bir planınız da yok değil mi? Yani 24+ saat boyunca “gitmek” dışında. (Su 1,5, Çay 2,5, Türk kahvesi 3,5, bence hiç de fena olmayan ızgara köfte 22 veya 23 TL. Sahanda sucuklu yumurta yok ama kahvaltı var)

Erzincan

Yataklı vagondan

Erzurum

Sarıkamış

Sonsöz:

Doğu ekspresi güzel, deneyin. (Deneyimlemeyin, deneyin… Deneyimlemek ne demek yahu?). Arkadaş grubu ile cidden eğlenceli olabilir, kompartımanlarınızı süsleyin, en ilginç fotoğraf karelerinin peşinde koşun falan ama lütfen abartmayın. O kadar da müthiş değil, üzgünüm.

Ne bileyim Sarıkamış’tan Kars’a doğru yolculuğun son anlarında artık trende olmaktan cidden bıkmışken, yolculuk öncesi okuduğum Doğu Ekspresi güzellemeleri aklıma geldikçe kedi sahiplerini düşündüm. Hani kimselere, özellikle de yakın arkadaşlarına, onlar da sahiplensinler diye kedilerin kötü özelliklerinden hiç söz etmezler ya…

“Bir tren yolculuğu yaparız bir gün.

Sandviç falan yeriz.

İyi günler değil uzakta”

Cemal Süreyya’nın dediği gibi; sadece bir tren yolculuğu yapın, eğlenin ama lütfen abartmayın. Ve bir hekim olarak söylüyorum sahanda sucuklu yumurta olmadan 24 saat dayanabilirsiniz.

Ve TCDD’ye naçizane önerim:

Belki de bu hatta, bir tane de biraz daha lüks, restoran vagonunda servisin daha kaliteli olduğu, şarap falan içilebilen bir tren koymalı. Ve bu tren mesela Kayseri’de, Sivas’da, Erzincan’da, Erzurum’da yolcuların çıkıp şehri günübirlik olsun turlayabilecekleri kadar kalmalı. Belki o zaman sadece tren yolculuğu değil, tarihlerine, kültürlerine haksızlık yaptığımız yol üzerindeki bu şehirlerimiz de popüler olur.

Ve gelecek yazı:

Maalesef Doğu Ekspresinin gölgesinde kalan çok sevdiğim Kars…

Sürecek