Oscar Schmidt, Basketbolun az bilinen büyük Oyuncusu

Oscar Schmidt

Oscar Schmidt ismini hatırlayan var mı? Varsa bile çok fazla değildir sanırım.

Benim kuşaktan eline basketbol topu almış veya basketbol meraklısı olanların ancak anımsayacağı bir isim. Ama emin olun, eğer 1984 BNA Draftında New Jersey Nets tarafından seçildiğinde NBA’e gitseydi hepimiz onun adını en az Larry Bird veya Michael Jordan kadar biliyor olacaktık. (Hadi Michael Jordan’ı duymamış olmanız, uzaydan gelmediyseniz eğer mümkün değil ama Larry Bird’u duymadıysanız belki de yazının kalanını okumanıza gerek yoktur…)

Scmidt, kulağa bir Alman ismi gibi gelse de Oscar Schmidt Brezilyalı. Anavatanındaki adı ise; Mao Santa, yani “Kutsal El”. Ve Kutsal El Oscar Schmidt resmi olmasa da, tüm otoritelerin kabul ettiği üzere, Basketbol tarihinde en fazla sayı atan oyuncu.

Oscar Scmidt’in kariyeri boyunca lig maçlarında ve milli maçlarda attığı toplam sayı neredeyse 50 Bin, tam olarak; 49,737! (NBA tarihinin en fazla sayı yapan oyuncusu ise Kareem Abdul-Jabbar ve ancak 38,300’lerde kalmış, meraklısı için NBA tarihinde en çok sayı atanlar liste‘si…)

Oscar Schmidt’i ilk kez 1987 yılı Pan Amerikan oyunları finalinde izledim. İzmir’li olarak bizler basketbol açısından o yıllarda şanslıydık. Yunanistan’da basketbol, bize kıyasla çok daha popüler olduğundan, İzmir’den rahatlıkla izlenebilen Yunan televizyonu ERT bir sürü maç yayınlardı. TRT ilk NBA maçını yayınladığında, biz İzmirliler uzun zamandır NBA’ye zaten aşinaydık anlayacağınız.

İşte Yunan Televizyonu ERT’de izlediğim o maçta, Pan Amerikan oyunları finalinde, hem de ev sahipliği yaptıkları Indianapolis’de, Brezilya ABD’yi 120-115 skorla geçip altın madalyaya uzanırken Oscar Schmidt de tam 46 sayı kaydetmişti. Büyük olasılıkla o yıllarda turnuvalara NBA oyuncularını getirmeyip, dünyanın kalanındaki basketbola hafif tepeden bakan Amerikalıların bu konuda fikir değiştirme nedenlerinden biridir Oscar Schmidt.

Bu arada her ne kadar Amerika o turnuvalara NBA oyuncularını getirmezdi dediysem de, o gün Pan Amerikan oyunlarındaki Amerikan takımı kadrosunda David Robinson, Danny Manning gibi sonradan NBA yıldızı olacak oyuncular vardı. (Maçı merak eden varsa Youtube’da kötü ve Portekizce bir kayıt var; 1987 Pan AmerikanOyunları Finali diye arayabilirsiniz.)

Biraz önce, Oscar Schmidt’i o maçta ilk kez izledim dedim ama adını çoktan duymuştum. Schmidt o yıl İtalya Liginin sayı kralıydı ve Ligi ikinci sırada bitiren Juvecaserta takımında oynuyordu.

Kutsal El Oscar Schmidt, İtalya macerası sırasında ilginç bir tesadüf sonucu günümüzün en büyük basketbol yıldızlarından birine de ilham kaynağı olmuştu. Eski bir Philadelphia 76’ers oyuncusu olan babasının transfer olması nedeniyle küçük yaşlarda İtalya’ya giden ve 1984-1991 yılları arasında İtalya’da yaşayan Kobe Bryant’ın idolü olmuştu. Oscar Scmidt’in İtalya karnesine bakınca Kobe’ye hak vermemek elde değil; 1982 ile 1993 yıları arasında 12 sezonda 7 kez sayı krallığı ve 34,6 sayı ortalaması. Hayır, rakamda hata yok, Oscar Schmidt 12 sezon boyunca oynadığı İtalya liginde maç başına ortalama 34,6 sayı ile oynadı.

Geçtiğimiz yılın Haziran ayında Sao Paulo kentinde bu ikili bir araya geldiklerinde Kobe kameralara Oscar Scmidt’i gösterip şöyle diyordu; “Benim için bir numaralı oyuncu, en büyük idolüm, işte orada duruyor, Oscar…”

Aynı gün Kobe, twitter’daki 4 Milyondan fazla takipçisiyle Oscar Schmidt’le birlikte çekilmiş fotoğrafını paylaştı; “Ben ve Oscar, Çocukluk idollerimden biri” derken büyük ihtimal takipçilerinin büyük çoğunluğu kim olduğunu öğrenmek için Google’a Oscar Schmidt’in adını yazıyorlardı.

Kobe ve idolu Oscar

Üniversite okumak için 1986’da Antalya gelip de Yunan Kanalı ERT’den uzaklaşınca Oscar Schmidt’in pek çok maçını kaçırdım maalesef ama seyrettiklerim arasında açık ara en güzeli 1989 yılı FIBA Avrupa Kupa Galipleri Kupası finalidir (Sonradan adı Saporta Kupası olan, Kupa 2). Real Madrid ile Snaidero Juvecaserta arasında Pire’deki Barış ve Kardeşlik Salonunda oynanan bu maçı Real Madrid 117-113 skorla kazanıp kupayı almıştı. Fakat o maçtan söz edilince, eminim izleyen herkes Real Madrid’in kupayı kaldırışını değil, Drazen Petroviç ile Oscar Schmidt arasındaki muhteşem düelloyu hatırlayacaklardır. Real’li Petroviç maçı 62, Juvecaserta’lı Schmidt ise 44 sayıyla tamamlarken adeta birbirlerine meydan okuyor; “En iyi şutör benim” diyorlardı. O maçı izlerken –her ikisi için de- defalarca “Yok artık!” dediğimi iyi anımsıyorum.

Yeri gelmişken 7 Haziran 1993’de “çok erken” aramızdan ayrılan Petroviç’i anmak isterim. Öldüğünü duyduğumda basketbol oynayan ve bu oyunu gerçekten çok seven biri olarak ağlamıştım… Huzur içinde yatsın.

Şimdiden yazının içinde çok fazla rakam oldu fakat basketbolda bir oyuncuyu anlatmak için istatistikler ne kadar önemlidir bilirsiniz. 1958 doğumlu, 2.05 metre boyundaki, Amerikalıların deyimiyle “small forward” Oscar Schmidt, 1974’den 2003’e kadar basketbol oynadı; dile kolay 45 yaşına kadar. Emekli olduğunda Brezilya liginde Corinthians takımında oynuyordu ve 45 yaşına rağmen o yıl ligin sayı kralıydı. Kariyeri boyunca Brezilya liginde 8, İtalya liginde 7 ve İspanya liginde de 1 kez sayı kralı oldu; yani toplam 16 kez.

Brezilya Milli Takımıyla tam 5 olimpiyata katıldı. 1988’de Seul’deki ortalaması hala kırılmamış ve kırılması çok zor rekor; maç başına 41,9 sayı.

Ve son ilginç istatistik; İtalya’da oynadığı yıllarda Oscar Schmidt, yirmiden fazla kez 50’nin üzerinde sayıyla maçı tamamladı.

Basketbol oyununu icat eden James Naismith’in ismini taşıyan Naismith Basketball Hall of Fame, Amerika’da bir müze. Kariyeri boyunca olağanüstü başarı gösteren oyuncuları, koçları veya basketbola hizmet etmiş diğer kişileri onurlandırıyorlar.

Naismith’in Hall Of Fame’inde yani Ünlüler Salonunda yer almak da, basketbol dünyası için oldukça önemli bir paye. Daha önceden Hall of Fame’e kabul edilen isimler arasında Michael Jordan, Earvin “Sihirli” Johnson, Larry Bird gibi NBA’in süper starlarının yanı sıra Dino Meneghin, Sergei Belov ya da Drazen Dalipagic gibi Avrupalılar da var.

Oscar Schmidt’de 2013 yılında Hall of Fame’de yer alan isimlerden biri oldu. Ünlüler Salonuna alınması töreninde yaptığı konuşmaya, derin bir nefes aldıktan ve bir süre o anın tadını çıkardıktan sonra şu sözlerle başladı;

“Hep bunu yapmayı hayal etmiştim”

Ardından söyledikleri oldukça oldukça eğlenceliydi; “Bir idol olarak Michael Jordan veya Kobe Bryant’ı seçmek çok kolay. Bu adamlar uçuyorlar, ne isterlerse yapıyorlar. Çok kolay, Benim adamım ise koşmaz, zıplamaz ama yine de diğer herkesten daha iyi oynar”

Bu sözlerin ardından, sahnede yanında duran Larry Bird’ü işaret ederek “kendisi burada” dediğinde ise salondan kahkahalar ve de alkışalar yükseliyordu… Hantal, kesinlikle atletik olmayan, savunma yapmaktan pek hoşlanmayan ama gelmiş geçmiş en iyi şutörlerden biri olan Oscar Schmidt’in kendisine idol olarak Larry Bird’den başkasını seçmiş olması beklenemezdi tabii ki. (Aynı mantıkla Kobe Bryant’ın kariyerinde şu ana kadar 25’den fazla maçta 50 sayı ve üzerinde skor yapmasını açıklayabilir miyiz, ne dersiniz?)

Naismith Basketball Hall of Fame’e kabul konuşmasında Oscar ve hemen yanında Larry Bird

O gün Oscar Schmidt yer yer duygulu anları olsa da çok eğlenceli konuşmasında kariyerinden bazı önemli anlara da değindi. Kendisine en çok sorulan “Neden hiç NBA’da oynamadığı” sorusunun yanıtını verirken esprili bir şekilde 1984’de New Jersey Nets tarafından ancak 6. turda ve 144. sıradan seçilmesine bozulduğunu söylese de gerçek nedeni konuşmasının ilerleyen dakikalarında açıklayacaktı. O yıllarda NBA oyuncuları milli takımlarında yer alamıyorlardı ve Oscar Schmidt de ülkesi Brezilya için oynamaktan vaz geçemezdi.

Oscar Schmidt’in konuşmasında özellikle teşekkür ettiği birlikte çalıştığı koçlarından bir tanesi çok tanıdık; Bogdan Tanjevic. Oscar Schmidt’i “gelmiş geçmiş en iyi üç hücum oyuncusundan biri” olarak gören Tanjevic, aynı zamanda onu İtalya’ya getiren kişi. Konuşmasında Tanjevic’den saygıyla ve övgüyle söz eden Oscar’ı duyunca aklıma ilk gelen Tanjevic’in “rotasyonu takıntısı” oldu ne yalan söyleyeyim… Eli sıcak, mesafe tanımadan 3’lükleri gönderen bir Oscar Schmidt’i, Tanjevic bile kenara alamaz, değil mi?”

Oscar Scmidt bence gelmiş geçmiş en büyük oyunculardan biriydi. Yukarıda da dediğim gibi, hantaldı ve atletik değildi, savunmayla pek arası yoktu ama kesinlikle gördüğüm en iyi şutördü. Bir gazetecinin hakkında dediği gibi; “Asla, topu potaya göndermek istemeyeceği bir pozisyon olmadı”.

Yıllar sonra Oscar’ı anımsamamın nedeni ise biraz kötü. İnternette gezinirken gördüğüm bir haber. Habere göre Oscar Schmidt beynindeki bir tümör nedeniyle ameliyat olmuş, ve halen kemoterapi alıyormuş. Umarım iyileşir ve 29 yıllık kariyeri boyunca her gün en az 6 saat şut çalışan bu muhteşem oyuncu kalan ömrünün tadını çıkarır.