Butan Yazıları 4: Başkent Thimphu ve Butan’ın Mesafe Tanımaz Okçuları

Butan’da uyandığım ikinci sabah dışarıda pırıl pırıl bir gökyüzü ve hafiften serin olsa da çok güzel bir hava var. Peaceful Resort Hotelde “peaceful” (ing. huzurlu) bir uyku çektikten sonra güne başlıyoruz.

İlk durağımız Dechen Phodrang Keşişlik Okulu.

İngilizcedeki Monk sözcüğünün karşılığı Budist rahip, inzivaya çekilmiş kimse veya keşiş malumunuz. Yazar, (bendeniz), bundan sonra, izninizle, Butan’daki klasik turuncu-kırmızı giysili Budist din adamı veya kendini sadece ruhani dünya işleriyle ilgilenmeye adamış fanileri tanımlamak için “keşiş” sözcüğünü kullanacaktır…

Dechen Phodrang hem tapınak hem de keşiş yetiştiren bir okul. Okul Binası 1971 yılına kadar Thimphu’nun orijinal Dzong’unun bir bölümüymüş. Ziyaret ettiğimiz o gün okul, 450 civarında öğrenci keşişe ev sahipliği yapıyordı.

Yeri gelmişken “Bu Dzong ne ki yahu?” sorusuna yanıt vermeli. Ne de olsa tüm Butan yazıları boyunca bu sözcüğü sık sık kullanacağım.

Dzong kale-manastır demek. Butan’a özgü bir yapı, hepsinin çok özel bir mimarisi var ve çok da güzeller. Dzonglar İlk olarak Tibet’te, stratejik olarak önemli bölgelerde Budizmi yaymak amacıyla ve ruhban sınıfı çevredeki küçük manastır ve okulları kontrol edebilsinler diye inşa edilmişler. On ikinci yüzyıldan itibaren Tibet’ten Budizmin daha güneye ulaşmasıyla da Butan’da ilk Dzong’lar inşa edilmeye başlanmış. Günümüzde Tibet’te  örneklerine rastlanmasa da, Butan’da hala Dzongların önemli işlevleri var. Her biri bulundukları şehrin yönetimsel merkezlerini oluşturuyor. Krallığın temsilcisi Vali ve Ruhban snıfın yani Budist idarenin başındaki kişiye hizmet ediyorlar.

Dechen Phodrang “Umarım her fotoğraf meraklısının yolu bir gün buraya düşer” diye gönülden dilediğim bir yer oluyor. Sanırım tüm seyahatim boyunca en çok keşiş fotoğrafını da burada çektim.Tipik giysileri içerisindeki farklı yaşlardan öğrenci keşişler kendi aralarında oyun oynuyorlar, koşturuyorlar, bağırıp çağırıyorlar, gülüyorlar. Bazıları ise fotoğraflarının çekildiğini farkında “çaktırmadan” poz veriyorlar.

Anlayacağınız dünyanın herhangi bir yerinde, bir okulun bahçesindeki kalabalık bir öğrenci grubu ne yaparsa aynısını yapıyorlar. Fakat mekan Butan’da bir okul-manastır ve çocuklar da öğrenci keşişler olunca parmağım deklanşöre yapışıyor…

Dechen Phodrang’dan fotoğraflar:

Dechen Phodrang Manastır ve Okulu

Dechen Phodrang, Thimphu

Dechen Phodrang, öğrenci keşişlerden

Dechen Phodrang. Göndere Bhutan bayrağı çekilirken.

Dechen Phodrang, öğrenciler

Dechen Phodrang, öğrenci keşişler teneffüste

Dechen Phodrang, Thimphu

Dechen Phodrang Manastırı

Dechen Phodrang, Thimphu, Butan

Dechen Phodrang, Thimphu. Butan

Ardından Başkent Thimphu’nun kalbi, ülkenin yönetim merkezi Trashi Chhoe Dzong’a geçiyoruz. İsmi “Şanlı İnancın Kalesi” anlamına geliyormuş, çok güzel ama biz kısaca Thimphu Dzong demek istiyorum izin verirseniz.

Devasa Dzong’un giriş kapısına doğru ilerlerken hemen sağ tarafımızda, yolun biraz ilerisinde Majesteleri Kral Jigme Khesar Namgyal Wangchuck’un mütevazi sarayı var. Mütevazi derken ciddiyim, klasik Butan mimarisinde iki katlı küçük bir bina.

Fakat fotoğrafını çekmek kesinlikle yasak. Hatta yolun sağ kenarına biraz fazla yaklaşacak olsanız bile polisler sizi hemen uyarıyorlar. Yürürken başınızı hafiften çevirip bakmakta sorun yok ama durur, saraya döner ve uzun uzun bakmaya kalkarsanız hemen Butanlı bir polis memuru “yasak hemşerim” mealinde başınızda bitiveriyor.

Thimphu Dzong’un giriş kapısından geçip Dochey denilen avluya adımınızı attığınızda bulunduğunuz alanı çevreleyen binalardaki ahşap oymalar ve renkli süslemeler karşısında bir süre hayranlıkla öylece kalıyorsunuz.

Enfes ahşap oymalar ve renkli süslemelerle kaplanmış binalar, arsız güvercinler, kırmızı giysileriyle keşişler ve özel “eşarplı” Gho ve Kira’ları üzerlerinde Butanlılar… Seyahatimiz boyunca göreceğimiz diğer Dzong’larda bizi karşılayacak olan da bu manzaranın benzeri oluyor. Sadece Dochey’ler küçülüyor…

Dzong içinde yer alan binalarda kral ve diğer üst düzey hükümet görevlilerinin çalışma ofisleri var. Ayrıca burası Dratshang Lhentshog’a ev sahipliği yapıyormuş; meali Butan Manastır İşleri Komisyonu gibi bir şey….

Önceki bölümlerden birinde Butan’ın geleneksel kıyafetlerinden söz etmiştim. Burada tekrarlarken biraz da ayrıntıya gireyim.

Erkeklerin giydiğinin ismi Gho. Dizlere kadar inen, bir kemer ile belden sıkıştırılmış kimono benzeri bir giysi. Üst tarafı genişçe ve belden sıkıştırılınca da büyük bir cep oluşuyor. Erkekler bu burayı cep telefonu, cüzdan veya doma taşımak için kullanıyorlar. Kadınlarınki ise ayak bileklerine kadar uzanan etek ve üzerine giydikleri yelekten oluşan Kira.

Ve Butanlılar Dzong’lara ancak yerel giysileri ile girebiliyorlar. Modern batılı giysilerle girmek yasak.

Dzong’lara girerken hem erkekler hem de kadınlar bir de omuzlarından çapraz olarak bellerine inen bir eşarp takıyorlar ki eşarbın rengi kişinin sosyal statüsünü belirliyor. Sözgelimi Kralın ve Budist otoritenin başındaki Je Khenpo’nun eşarpları sarı renkte. Milletvekillerininki turuncu, hakimlerinki yeşil ve “bizler gibi” sıradan insanlarınki ise beyaz.

Trashi Chhoe Dzong yani Thimphu Dzong.Sol köşedeki sadece çatısı görünen küçük yapı Butan Kralının ikametgahı.

Thimphu Dzong

Thimphu Dzong giriş kapısı

Thimphu Dzong, Butan

Thimphu Dzong, Dochey yani avlu

Thimphu Dzong, avludan

Thimphu Dzong, Butan

Thimphu Dzong

Thimphu Dzong, Butan

Thimphu Dzong. Thimphu, Butan

Thimphu Dzong

Thimphu Dzong’un ardından yemek sonrası gruptan ayrılıp Başkentin en fazla 4 katlı tipik Butan tarzında inşa edilmiş binalarıyla çevrili ana caddesinde ve civardaki sokaklarda küçük bir tur atıyorum. Bol bol da fotoğraf çekiyorum. Sokaklarda yürüken birkaç saat önce, birlikte seyahat ettiğimiz dostlardan Dr Mithat Bozdayı’nın sorduğu soru geliyor aklıma: “Kültürel mirası korumak adına şehirdeki tüm binaların aynı mimari tarzda inşa edilmesini şart koşmak ne kadar doğru?” diye sormuştu.

Gerçekten tüm binaların aynı tarzda yapılması bana da biraz “sıkıcı” geldi itiraf etmeliyim.

Tapınaklar ve devlete ait binalar neyse de konutlar hatta banka, mağaza, Toyota Showroom’u gibi ticari binaların bile aynı stilde olması, aynı mimari motifleri taşıması sanki biraz ülke mimarisinin özgünlüğünü korumanın ötesinde faşizan bir baskı gibi.

Ya da belki de bizler, en azından ben, klasik dokunun, mimarinin korunup cazibe merkezi haline getirildiği eski şehir’lerin yanında yükselen modern binalara, gösterişli alışveriş merkezlerine veya gökdelenlere gereğinden fazla alıştık. Eski şehir’lerin korunduğu derken ülkemden söz etmiyorum tabii ki…

Butan dilinde Datse denen Okçuluk, Butan’ın Milli Sporu. Fakat Butan’da bir yarışma izledikten sonra okçuluğu sadece bir spor olarak görmemeniz gerektiğini anlıyorsunuz. Ve hayır “Okçuluk Butan’da bir yaşam biçimi” gibi içi boş, klişe bir laf etmeyeceğim, meraklanmayın.

Butan’ın meşhur okçularını izlemek için Thimpu’nun Changlimithang Stadyumunun hemen yanı başındaki bir alana gidiyoruz.

İnce ve uzun alanın iki köşesinde, iki ayrı hedef tahtası var. Araları 140 metreymiş. Yarışacak iki takımın okçuları her bir hedef tahtasının etrafında toplanıyorlar. Üzerlerinde yine Gho’ları var ve sırayla diğer taraftaki hedefe oklarını atıyorlar. Ve yeniden söylüyorum mesafe 140 metre.

Üşenmedim baktım olimpik okçulukta en uzun mesafe 90 metre. Fakat Butan’ın 1984’den beri katıldığı Olimpiyatlarda maalesef bu alanda bir madalyası yokmuş. Kim bilir belki de Olimpiyatlardaki müsabakalarda hedefler alıştıkları mesafelere kıyasla çok daha yakın olduğundandır…

Ve hedefi görmek bile zorken Butanlı okçular bu mesafeden hedefi tam ortadan vurabiliyorlar. Bir yarışmacı hedefi vurduğunda diğer takım, hedef tahtasına saplanmış okun karşısına geçip dans edip şarkı söyleyedikleri bir ritüel gerçekleştiriyor. Eğer ok hedef tahtasına denk gelmez ise yine farklı bir ritüelleri var ki; bunu yüzlerini diğer takıma dönerek yapıyorlar ve alay dolu bir içeriği olduğunu anlamak için de Butan dilini anlamak gerekmiyor.

Bir de söylemeden edemeyeceğim, Butan’lı okçular ya rakiplerine fazlasıyla güveniyorlar ya da çok cesurlar. Karşı takım okunu atarken ya hedefe çok yakın ufak bir duvarın arkasındalar ya da daha sonra Trongsa’da göreceğimiz gibi yine hedefe çok yakın açıkta öylece duruyorlar.

O gün Thimphu’da o yarışmayı izlemek gerçekten çok keyifliydi. Ve dediğim gibi okçuluk Butan’da bir sporun ötesinde. Seyahatimizin sonrasında hafta sonunda küçük köy ve kasabalarda bile yol kenarlarında okçular gördük, kalabalıkların önünde yarışan, yukarıda anlattığım danslı ritüelleri yaparken gülen ve eğlenen okçular ve onlara katılan seyirciler. Dediğim gibi Datse Butan’da sadece bir spor değil.

Başkent Thimphu, birbirine çok benzeyen binalar

Thimphu, şehrin ana caddesinden

Thimphu Kent meydanı

Hediyelik eşya dükkanları, Thimphu

Thimpu’nun Changlimithang stadyumunun hemen yanı başındaki Okçuluk alanı

Butanlı Okçu

Okçuluk alanından, hedef tahtası

Ok hedefi vurduğunda okçuların dans edip şarkı söyleyedikleri ritüel’den…

Okçular hedef tahtasını selamlarken

Changlimithang Stadyumundan, Thimphu, Butan

Thimphu’yu geride bırakıp bir sonraki durağımız Paro şehrine doğru yola çıkıyoruz.

Paro’ya doğru yaklaşırken, yol boyunca uzanan nehrin diğer tarafında, bir tepe üzerine kurulmuş Tamchhog Lhakhang isimli tapınak çıkıyor karşımıza. Fakat görmek istediğimiz ünlü Tibetli “Köprü Ustası” Thangtong Gyalpo’nun soyundan gelen aileye ait olan bu “özel mülk” tapınak değil. (Gyalpo Usta için İngilizce kaynaklar “Bridge Builder” diyor bu arada, “Köprü Ustası” diye çevirsem ayıp olmaz değil mi?)

Asıl görmek istediğimiz Gyalpo Ustanın yol boyunca uzanan Pa Chhu (Pa Nehri) üzerine inşa ettiği, 15. yüzyıldan kalma demir asma köprü…

Köprüyü inşa eden Gyalpo Ustadan bir sonraki yazıda söz edeyim: Guru Rinpoche ve Ngawang Namgyal ile birlikte. Butan’da ziyaret ettiğiniz her tapınakta, karşınıza çıkan her eserde bu üç önemli şahsiyetten en az birinin izleri var. Bu üçünü bilirseniz Butan’ı anlamak çok daha kolay olacaktır.

Ustanın köprüsünü görüp, üzerinde yürüyüp, bir sürü de fotoğrafını çektikten sonra Paro’ya doğru yeniden yollara düşüyoruz.

Tamchhog Lhakhang; “Köprü Ustası” Gyalpo’nun soyundan gelen aileye ait tapınak (Lhakhang tapınak demek)

Köprü Ustası Gyalpo’nun 15. yüzyılda inşa ettiği demir köprü

Köprü Ustası Gyalpo’nun demir köprüsünden

Gyalpo Ustanın köprüsünün hemen yanına çok sonraları yapılmış bir başka köprü

Gyalpo’nun köprüsünden

Ve gün batar, Paro yakınları, Butan

Paro, Havalimanı ile meşhur küçük ve sevimli bir şehir. Paro Havalimanı’ndan da daha sonra söz edeceğim.

Otelimiz Olathang’a gitmeden önce şehir merkezinde alışverişe takılıyoruz.

Paro’nun ana caddesi ne alakaysa bana Amerikan filmlerindeki kovboy kasabalarını anımsatıyor. Pek de uzun sayılamayacak bir cadde ve iki tarafında da tek veya iki katlı binalar var. Paro’nun vahşi batıdaki kasabalardan tek farkı binaların tipik Butan’a özgü mimariyle inşa edilmiş olması sank. Bir de rüzgarda savrulan kurumuş çalı topakları yok…

Yolun iki tarafındaki dükkânların neredeyse tamamı hediyelik eşya dükkanı ve grup olarak hepsini görmemiz gerekiyor. Bir önceki önceki bölümde söylemiştim ama yeri gelmişken burada da hatırlatayım: Butan’da hediyelik eşyalar oldukça pahalı ve kesinlikle pazarlık yapma şansınız yok. Mesela gezgin klasiği küçük bir magnet bile; 500-550 Ngultrum ki yaklaşık 10 USD ediyor.

Bunu söylemek için neden dördüncü bölümü bekledim bilmiyorum ama Butan’ın para birimi Ngultrum (simgesi BTN) ve Hindistan Rupi’si ile eşitlenmiş. 1 USD yaklaşık 54 Ngultrum yapıyor. Yani 2012’de böyleydi…

Birazcık alışveriş yapıp ve bolca da caddede bir aşağı bir yukarı turlayıp, etrafımdaki her şeyi keyifle izledikten sonra otelimize gidiyoruz. Hotel Olathang; zamanında 4. Kral’ın Taç giyme töreni için inşa edilmiş, bina kısmı ve harika bir ormanın içine yerleştirilmiş bungalov tarzı odalardan oluşan güzel bir hotel. Olathang ne demek bilmiyorum ama bungalovdaki uyku çok huzur verici geliyor.

Ertesi gün Paro’yu gezeceğiz. Sonraki gün ise Butan’daki en önemli tapınak Tiger’s Nest’e gidiyoruz.

“Katırlarla mı çıksak yoksa yürüsek mi?” tartışması grubun en güncel tartışması.

Sürecek.